|
Korunmanın en başta gelen amacı risk faktörlerinin
gelişmesini önlemektir. Tüm hastaların ve hasta olma olasılığı olan
sağlıklı bireylerin risk faktörlerinin gelişmesini engelleyecek bir yaşam
tarzını benimsemeleri gerekmektedir. Sağlıklı bir yaşam tarzının
özellikleri evrensel niteliktedir. Bunlar; sigara içilmemesi, sağlıklı
beslenme, vücut ağırlığının kontrolü ve uygun düzeyde egzersizdir. Hasta
eğitimi tüm aileyi de kapsamalıdır. Çünkü ideal korunma çocukluk yaşlarında
başlamaktadır.
Çocukluk yada genç yaşlarda sigaraya başlanmasının
önlenmesi en önde gelen hedeftir. Bu özellikle bizim toplumumuz açısından
önem taşımaktadır. Yapılan bir araştırmada 1998 yılı itibariyle Türkiye’de
erkeklerin % 58’i kadınların % 22’si sigara içmektedir. 10 yıllık bir süre izlendiğinde
sigara içimindeki artış nüfus artışından hızlı olmuştur. Sigara içiminin
kalp hastalığı riskini iki kat ve bu hastalıktan dolayı gelişen ölüm
olaylarını % 50 oranında artırdığı yapılan çalışmalar sonucunda kesin
olarak ortaya koymuştur. Günde bir paket sigara içimi koroner kalp
hastalığı riskini iki kat artırmaktadır. Ayrıca çevresindeki sigara
dumanına maruz kalan kişilerde yani pasif içicilerde bunu kullanmayan
bireylere kıyasla koroner kalp hastalığı anlamlı olarak fazladır.
İkinci önemli hedef çocukluk ve gençlik döneminde
fazla kilo alımının önlenmesidir. Çünkü şişmanlık pek çok risk faktörünün
temelini oluşturmaktadır. Şişmanlığın oluşturduğu risk büyük ölçüde meydana
getirdiği hastalıklara bağlıdır. Diabetes mellitus (şeker hastalığı), hipertansiyon,
kolesterol düzeylerinde yükselme gibi. Ülkemizde halen 2.5 milyon erkekle,
3.5 milyon kadının beden kitle indeksine göre şişmanlık düzeyinde olduğu
hesaplanmıştır. Özellikle yağın karın bölgesinde toplanması ile karakterize
abdominal obezite koroner arter hastalığı riskini artırmaktadır.
Toplumun doymuş yağlarda zengin olan hayvansal
kökenli besinler ve kolesterol alımı yerine bitkisel kökenli olan doymamış
yağları tercih etmeleri ve daha az yemek yemek suretiyle daha az miktarda
kalori almaları gerekmektedir. Ayrıca düzenli fizik egzersizinin hele
yürüyüşün önemi mutlaka unutulmamalıdır.
Türk toplumunda diğer önemli bir risk faktörü de
hipertansiyondur. Halen 50-59 yaş grubundan erkeklerin % 40’tan kadınların
ise %50’den fazlasında hipertansiyon bulunmaktadır.Yaş arttıkça bu oranlar
da artmaktadır. Kan basıncındaki artış eğiliminin şişmanlama eğilimi ile
paralel gittiği gözlenmektedir. Ne yazık ki hipertansiyon bu kadar yaygın
olmasına karşın her 8 kişiden yalnızca 3’ü ilaç kullanmakta ve bunlardan da
birinde kan basıncı normal sınırlarda tutulabilmektedir. Hipertansiyonu
olan bir çok hasta da yüksek kan basıncına bağlı herhangi bir ağrı veya
şikayet olmayabilir.
Bu nedenle düzenli olarak tansiyon ölçülmesi
gerekmektedir. Tansiyonu yüksek olan kişilerde kan basıncının düşürülmesi
amacıyla kilo kaybı, düzenli egzersiz, düşük alkol kullanımı ve stresin
azaltılması yanında diyetteki günlük tuz alımının azaltılması
gerekmektedir.
Diabetes mellitus yani şeker hastalığı,
toplumumuzda kaygı verici biçimde artma eğiliminde olan diğer bir risk
faktörüdür. Erkeklerin % 4.5 ve kadınların ise % 7.3’ünde bulunmaktadır.
Şeker hastalarında kandaki şeker düzeylerinin sıkı kontrolü ile
oluşabilecek bir çok hastalık önlenebilmektedir.
Tüm bu korunma tedbirlerine rağmen elbette koroner
kalp hastalığı gelişen kişiler olacaktır. Ancak en azından bu hastaların
sayısı azalacak ve hastalığın ortaya çıkış yaşı geciktirilebilecektir.
Türkiye’de halen 2 milyon kişi koroner kalp
hastası. 2010 yılında bu sayının 3.4 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor.
Türkiye, koroner kalp hastalığından kaynaklanan ölüm oranında da Avrupa
ülkeleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Koroner kalp hastalığını
önlemenin en etkili yolu, yaşam biçiminizi değiştirmekten geliyor. Sigara
içmeyerek, sağlıklı beslenerek, fazla kilo almayarak ve uygun düzeyde
egzersiz yaparak riski en alt düzeye indirebilirsiniz.
Riskleri azaltmak için sağlıklı bir yaşam
tarzı benimsemelisiniz.
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder